Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi içinizi ısıtacak...

Gönderen Yasin 10 Şubat 2009 Salı

13 dalda Oscar adayı mükemmel bir film. Bugün izleme şansına kavuştuğum Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi mükemmel bir film. Yaklaşık 3 saat sürüyor ve 3 saat boyunca sıkılmadan filmi izliyorsunuz. (Kendinizi buna göre ayarlayın sinemanın ortasında çıkmak zorunda kalmayın yazık olur...) Roman tadındaki bu filmi kesinlikle izlemelisiniz.




İşte wikipedia'nın ağzından "The Curious Case Of Benjamin Button":

11 Kasım 1918'de, New Orleans insanları 1. Dünya Savaşı'nın bitişini kutlarken, bir bebek 86 yaşındaki bir adamın fiziksel görünüşü ile doğar. Bebeğin annesi doğumdan kısa bir süre sonra ölür ve babası, Thomas Button, bebeği alır ve onu huzurevinin önüne bırakır. Huzurevinde çalışan Afrikalı-Amerikan çift Queenie (Henson) ve Tizzy (Ali) bebeği bulurlar. Hamile kalamayan Queenie, bebeği kendi üstüne almaya karar verir. Bebeğe Benjamin ismini verir.

Hikâyenin akışında, Benjamin'in fiziksel gelişimi başlar. 1930'da, hâla yetmişlerinde görünürken büyükannesi huzurevinde yaşayan Daisy (Fanning) ile tanışır. Benjamin ve Daisy birlikte oynarlar.

Birkaç yıl sonra, Benjamin, Kaptan Mike nedeniyle New Orleans rıhtımındaki bir römorkörde çalışmaya gider. Boş zamanlarında, Mike Benjamin barlara ve genelevlere götürür. İlk gittiğinde Benjamin, babası olduğunu belli etmeyen Thomas Button'la tanışır. Sonra, uzun dönem iş için New Orleans'tan ayrılır.

Rusya'da, Benjamin, Elizabeth Abbott (Tilda Swinton) adlı bir İngiliz kadıla tanışır ve ona aşık olur. Yeni evli Elizabeth eşiyle birlikte İngiliz hükümeti adına casusluk işinde çalışıyor; fakat Benjamin'le bir işi vardır. Bir gün, 8 Aralık 1941 sabahında (Pearl Harbor Saldırısı'ndan sonra) Elizabeth beklenmedik şekilde ayrılır ve arkasında bir not bırakır: Seninle tanışmak güzeldi.

1945'te, Benjamin New Orleans'a döner ve yine Thomas Button'la tanışır. Thomas kendisinin babası olduğunu söyler ve Benjamin'e ev, Button aile şirketini de içeren bütün servetini miras olarak bırakır.

Benjamin, Daisy'nin New York'ta başarılı bir dansçı olduğunu öğrenir. Benjamin, New York'a Daisy ile tanışmaya gittiği zaman, Daisy'yi başka bir dansçıya aşık olmuş olarak bulur. Sonra, Paris'teki dans turu sırasında, dans kariyerini engelleyen, bir araba kazası geçirir. Benjamin Daisy'nin arkadaşlarından birinden telgraf alır ve hemen onu bulmak için Paris'e gider. Daisy'nin Benjamin'i gördüğündeki ilk yorumu Mükemmelsin olur. Sonra Daisy, Benjamin'e sırtını döner ve hayatından çıkmasını söyler. Daha sonra, Daisy, güçlü fiziksel terapilerden geçerek yürümeye yeteneğine tekrar kavuşur.

1962'de, Benjamin New Orleans'a geri döner, yeniden Daisy ile görüşür ve ona aşık olur. Benjamin, Thomas Button'dan miras kalan evi satar ve Daisy ile bir dubleks apartmana taşınırlar. Çift, Daisy'nin yaşlanırken Benjamin'in gençleşmesi olayıyla mücadele ederler. Birkaç yıl geçer, Daisy bir kız doğurur: Caroline. Benjamin, devamlı ters yaşlanma nedeniyle, uzun süreli gerçek bir baba olamayacağına inanır ve Caroline bir yaşına geldiğinde, bütün servetini ve ait olduklarını Daisy'ye bırakıp ayrılmaya karar verir.



Yazıyı İmle
Digg Technorati Stumble This Twitthis Del.icio.us Furl Reddit

2 yorum

  1. Elif..den Dedi ki,

    Güzel bir film e benziyor,anlattın kadarıyla..
    Bir de gidip izlemek lazım..
    Güzel yorumunu bizimle paylaştıgın için tşkler...

    10 Şubat 2009 17:40

     
  2. dropofblood Dedi ki,

    Filmlere hep büyük beklentilerle gidip hayal kırıklığıyla çıkarım çoğu zaman, fakat bu filme istemeyerek gittim, fazla bir beklentim yoktu. Genelde Oscar ödülüne layık görülen filmler daha sanatsal ve ağır bir havada geçiyor.
    Fakat Benjamin Button çok yalın, çok akıcı bir dille anlatılmış muhakkak gidip görülmeli...
    Yorum için teşekkürler...

    10 Şubat 2009 22:03

     

Yorum Gönder

Son Yazılar

Son Yorumlar

Translate

İzleyiciler